Resim Analizi ve Görsel Sanatlar Eğitimimiz

RESİM ANALİZİ VE GÖRSEL SANATLAR EĞİTİMİMİZ

Eleştiri, bir sanat eseri karşısında değerlendirme ve bir yargıda bulunma sürecidir. Bu süreç, aynı zamanda bir analiz/çözümleme sürecidir. Bu süreçte çeşitli bilgilere ihtiyaç duyulur. Daha doğrusu, bir resmi analiz etmek ve onu anlayabilmek için, resme ait bazı iç ve dış yapıları dikkate almak ve anlamak gerekir. Bir resimde içyapıyı; içerik/muhteva ve öz oluşturur. Resim görsel bir sanat olarak görme duyumuza hitap ettiği için, izlediğimiz resimde gördüğümüzü tanımak isteriz. Gördüğümüz ne kadar gerçekse onu tanımak/anlamak da o kadar kolay olur. Ancak, gerçek denilen şeyin ne olduğu sorusu, içeriğin temel sorunsalı olarak karşımıza çıkar. Sözgelimi, Rönesans sanatçısının bir eseri mi, yoksa Kübist sanatçının bir eseri mi? Hangisi gerçektir? Mısır sanatında gerçek, “bilinen”; Yunan sanatında ise “görünen”dir. Rönesans’ta gerçek “idealizm” iken, Kübizmde “biçim”, Empresyonizm/İzlenimcilikte ise “hissedilen”dir.

Resimde “öz”, anlatılmak istenen asıl şeydir. Rönesans’ta öz “din”dir. Romantiklere göre öz “duygu”, Realistlere göre ise “insan”dır. Marksist bir eleştiride “öz”, toplum ve sınıf mücadelesidir. Bu özden uzaklaşan her resim, bu felsefeye göre eser veya şaheser düzeyine ulaşamayacaktır.

Resmin dış gerçeklikleri ise; tekniği, boyutları, adı, yapıldığı dönem özellikleri, sosyal ve kültürel çevre, sanatçısının kimliği, resmin bulunduğu müze ya da koleksiyon gibi dışsal yapılardır. Bir resmi analiz edebilmek için, içyapı kadar dış yapısı da önemlidir. Özellikle ait olduğu üslup bilinmeden yapılacak her analiz, yanlış değerlendirmeler ve yargılara götürür.

Resmin tekniği, boyutları, adı, yapıldığı tarih ve bulunduğu müze ya da koleksiyon, onun kimlik bilgileridir. Resmin sanatçısının kim olduğu, ait olduğu dönemin üslup özellikleri ve resmin konusunun bilinmesi, yapılacak analiz bakımından önemli ipuçları verecektir.

Görülüyor ki, bir resmi analiz edebilmek için ontik (varlıksal) olarak hem içyapısı hem de dış yapısı, analiz yapacak kişi tarafından “biliniyor” olması gerekmektedir. Bu “bilgi”ye sahip olmayan bir analiz, isabetli ve anlamlı bir “yargı”yı zorlaştıracaktır.

Bu özet ifadelerden anlaşılan şudur ki, bir resmin analizi için belli bir bilgi birikimine ihtiyaç vardır. Bu birikime sahip olmadan eleştiri yapmak, olsa olsa öznel biçimde, eser karşısında duyumsadıklarımızın bir ifadesi olabilir. Oysa profesyonel düzeyde olmasa bile, entelektüel birikimli her bireyin bir resim karşında söyleyecek sözü, yapacağı değerlendirme ve varacağı yargı olabilmelidir. Bunun için, ilköğretimden başlayarak genel eğitim bütünü içinde her kademede; sanat tarihi, estetik ve sanat eleştirisi gibi alanların eğitimine yer verilmeli, resim sanatının geçmişten günümüze ulaştığı tarihsel süreç kavratılabilmelidir. Bugüne kadar görsel sanatlar adına verilen eğitim, sadece uygulama ağırlıklı olduğu için, resim sanatını ve bir eseri anlama anlamında insanımızı iyi yetiştirmemiş durumdayız. Son zamanlarda içerik olarak; sanat tarihi, estetik ve sanat eleştirisi alanlarının kaynaştırılması/birleştirilmesi temelinde bir program oluşturulmuşsa da, ne yazık ki uygulama istenilen düzeyde değildir. Sadece uygulamaya indirgenmiş bir kapsamla, görsel sanatlar derslerinde hedeflenen amaçlara ulaşmak mümkün olmayacak; resimsel beceri olmadığı gibi, resimsel analiz yeterliğin de olmadığı bir süreç yaşanamaya devam edilecektir.